
Bugüne kadar hep okudum, güldüm, hüzünlendim ama birgün Çaltıdere ile ilgili izlenimlerimi kağıda dökeceğim hiç aklıma gelmedi.
Bazı dostların düşündüğünün aksine ben çok eski bir vosvoscu değilim. Tamam, vosvos hakkında çok şey biliyorum, paylaşıyorum ama bu eskilikten değil prensiplerden kaynaklanıyor. Çocukluğunda lambalı radyoları sökerek içinde çalgıcıları, şarkıcıları arayan biri ileride vosvoscu olursa benim gibi olur. Yani, bir konu hakkında fikir yürüteceksen önce bilgi sahibi ol, doğruları öğren, mantığınla birleştir ve paylaş.
Vosvosumu aldığım 90'lı yılların başında önce renk renk, çeşit çeşit vosvosları tanıdım, sonra renk renk, çeşit çeşit vosvoscuları. Önce fikir sahibi oldum, sonra bilgilendim. 94 yılında eşime aldığım ikinci vosvos'la "vosvos birlikteliği" deyimini aile sınırları içine hapsettim. Aradan 5 yıl geçti. Sanal dünyada birkaç vosvosla ve sahipleriyle karşılaştım. Korna seslerini duymadım, selektörlerini görmedim ama benim iki kişilik küçük vosvos topluluğumun sınırları çatlamaya başladı.
Sonrasını biliyorsunuz. Köyün delisi olarak kapının önündeki kuyuya bir taş attım, 22 kişi çıkarmaya geldi ve bu Çaltıdere1 oldu. Sonra 32, 42, 52 derken baktık ki topluluğumuz vosvos grubu olmaktan çıkıp narçekirdekleri ailesine dönüşmüş. Tanışmışız, evlenmişiz, çocuklarımız olmuş, nar kabuğumuz çatladıkça taneler dışarı çıkacağına içeri yeni taneler girmiş ve Çaltıdereler 6 olmuş. Artık Çaltıdere sakinleri de çoğalmış, Cem, Gürkan, Erim, Serkan, Soner başta olmak üzere ev sahipliği görevi de paylaşılmış.
Sonra uzaklardan, taa Antalya'dan bir ses geldi. Fuat Kıvran, KFC Antalya olarak Çaltıdere havasını koklama isteğini iletti. Biz ailemizi kurarken değişik düşüncede ve türde vosvos grupları da tanıdık ve uzak durduk. Peki bu Antalya grubu kim?
Grubun Gelibolu gezisi sonrası yayımladığı deklarasyonu bir kez daha okudum. İlk düşüncelerim, vosvosa bindiğinde de, indiğinde de aynı özellikleri taşıyan insanlardan oluşan, vosvos merkezli ama sevgi,saygı ve dostluk öncelikli bir grup olduğu oldu. Sonra Fuat Kıvran ile birkaç kez yazıştık, birkaç kez telefonla görüştük. Kullandığımız kelimeler, cümleler birbirine çok benziyordu. Vosvos mail grubunda artık sözünü etmediğimiz Çaltıdere kapılarını Antalya'ya açtık.
Çaltıdere7 bittiğinde yanılmadığımı(zı) anladım(k). Nar kabuğu bu defa çok şiddetli çatladı ve içi birbirinden parlak, olgun ve sıcak tanelerle doldu. Ailemize hoşgeldiniz yeni dostlar, biliyorum ki geçen zaman içinde eski dostlar olacağız.
Not : Biz kayısıaltı ailesi olarak kendimize Narçekirdekleri diyoruz. Neden Nar derseniz, cevap dört yıl önce bir dostumuzun gönderdiği aşağıdaki yazıda ;
Eski, çok eski bir bilmece var, bakın ne diyor:
İzmir'den bir gemi gelir
Gemiciler bilmez onu.
Gemi içi sandık dolu
Sandıkçılar bilmez onu.
Sandık içi kutu dolu
Kutucular bilmez onu.
Kutu içi kağıt dolu
Kağıtçılar bilmez onu.
Kağıt içi mercan dolu
Mercancılar bilmez onu.
Mercan içi inci dolu
İnciciler bilmez onu.
Bilin bakalım, bu......kimselerin bilemediği nesne nedir ?
Ben size aktarayım onu,
Çok olanı birlik ve beraberlikte toplayan, sevgide birleştiren, Güzellikle zarifliği simgeleyen sevgiliye, "nartanem", "nurtanem", "birtanem" diye seslenen bu nesnenin adı NAR'dır.
Töreler şöyle diyor:
"Saatler gece yarısına erişince ve yeni yıl kapınıza ulaşınca hemen beni kapınızın eşiğinde kırın, ve öyle bir kırın ki içimdeki inciler ve mercanlar etrafa saçılsın. Müjdeler ve mutluluklar misali."
"Bir erdemim daha var... Bereketin simgesiyim. Hem de yalnız parada degil, SEVGİ'de, HUZUR'da, SAĞLIK ve MUTLULUK'ta.
VE BÜTÜN SEVDİKLERİNİZ için, bu küçük ve anlamlı töreyi inanarak uygulayın.
Yeni yıla girerken, törede anlatıldığı gibi, "NAR"ınızı öyle bir kırın ki, sevgi, sağlık, mutluluk ve bereket tüm evrene yayılsın.
İnsanlık sevgisi tüm gönülleri doldursun.
Emin ALPGİRAY

| | | | | | |